Gümülcine, 9 Eylül 2026.
Paranoyaklar
İbrahim BALTALI
Son günlerde Yunan toplumunun bazı marjinal kesimlerini temsil eden; ırkçı, faşist ve aşırı milliyetçi gruplarda, paranoyaya dönüşmüş bir korku almış başını gidiyor.
Neymiş bu paranoya? Türklerin Dedeağaç’tan birkaç daire satın almaları bu çevreleri fazla ürkütmüşe benziyor.
Türkler Dedeağaç’ı satın alıyor! Dedeağaç elden gidiyor! Dedeağaç Türklerin eline geçiyor! Ve, daha inanılmaz söylemler…
Bu bilinen teraneler bir zamanlar Yunan Ethniki Bankası bir Türk bankasını satın aldığında da ortaya atılmıştı. Güya bu bankadan kredi alan Türkler borçlarını ödeyemediğinden tarlaları Yunan sermayesine geçecek ve dolayısıyla da Yunanistan’ın toprakları Meriç Nehri’nin öte tarafına genişleyecekti. Aradan yıllar geçti. Banka bu sefer bir Arap sermayesine satıldı. Dolayısıyla sınırların değiştiği görülmedi.
Bu paranoyak insanlar sosyal medya aracılığıyla işi çok daha fazla uzatıp kendilerine ve olaylara göre yeni faşizan söylemler geliştirmeye devam ediyorlar. Bu sefer Türkiye’den gelen insanların neden Türkçe konuştuklarını sorgulamaya ve eleştirmeye başladılar. Neymiş? Türkiye’den yurtdışına çıkan insanların İngilizce konuşmaları gerekirmiş! Ne konuştukları anlaşılır olması lazımmış! Yani bir insan yurt dışında anadilini konuşamayacak mı? Bunlar ancak Bulgaristan’daki çöken Jivkov komünizminin idaresinde Türklere yapılan baskılardı. Oysa bu rejim çökeli yıllar oldu. Bunlara en iyi cevabı ise menülerine Türkçe’yi de ekleyen esnaf vermektedir.
Bunlar burada da kalmıyor. Türkiye’den gelen bir grubun merak edip bir kiliseyi gezmelerini akla hayale gelmeyecek şekilde yorumluyorlar. İşte bunlar Karadeniz bölgesinden gelmişler, gizli Hıristiyanlarmış ve daha neler neler…
Halbuki bunlar tamamen gerçek dışıdır. Yurtdışına çıkan bir insan kendi ülkesinde bazen hiç göremediği eserleri görmek ister ki bu meraktandır. Nasıl ki Edirne’yi ziyaret eden Yunanlı gruplar Selimiye Camii’ni ziyaret edip, eşsiz mimarisine hayran kaldıklarında, şimdi bunlara “gizli Müslümandırlar”, diyebilir misiniz?
Yine geçtiğimiz günlerde Gümülcine’den Osmanlı Motosiklet Derneği üyelerinden oluşan bir grup motosikletli Türk geçti. Bunların motosikletlerinde, gayet doğal olarak Türk bayrağı da asılıydı. Ve, bu grup yolda ilerlerken Osmanlı marşları da dinlemeye başladı. Bundan da rahatsız olanlar soluğu polise şikayet etmekte buldu. Polis bir suç unsuruna rastlamadığından herhangi bir işleme gerek görmedi.
Bu tür insanların Yunan toplumunda pek karşılığı olduğu söylenemez. 2026 yılı sonuna kadar Türkiye’den Yunanistan’a 2 milyon civarında turistin geleceği bazı araştırmacılar tarafından belirtilmektedir. Bu Yunanistan ekonomisine büyük bir katkıdır. Özellikle adalara kapıda vizenin getirilmesinden sonra buraların esnafı ayakta kalmıştır ki bunu açıkça kendileri de söylemektedir.
Ancak bütün bunlar yaşanırken, her ne kadar toplumda karşılığı olmasa da Yunan Hükümeti nezdinde de belli ki bir karşılık bulmuşa benziyor. Başbakan Miçotakis’in Selânik Uluslararası Fuarı’nda yaptığı açıklamalara bir bakın. Miçotakis yaptığı açıklamada Yunanistan’dan gayri menkul satın alan AB dışı ülke (Çin, Türkiye v.b.) vatandaşlarının devir vergisinin %3’ten %15 çıkarıldığı açıklamıştır. Bu da tabii ki emlak piyasasında fiyatların yükselmesine yol açacak ki en büyük zararı da yine Yunan halkı görecektir.
Bu tür paranoyaklara kimse prim vermemelidir. Yapay düşmanlıkları körükleyip Türk ve Yunan dostluğunu baltalamak isteyenler dikkate alınmamalı. Yoksa bir gün bakmışınız Dedeağaç’a Türkler gelmez olur! Son yıllarda fiyatlardaki %30’za varan artışlar bunun habercisi değil mi?
