8.02.2025
15 Aralık 2000 Cuma günü, İskeçe'de (Ksanthi) Koyunköy (Kimeria) Camii davası görüşüldü. Suçlanan cami imami ve diğer mütevelliler çeşitli cezalara çarptırıldılar. Suçları ise daha çok, cami inşaatına izinsiz olarak kalorifer odası inşa etmekti. Konu, mahkeme süresince genelde bu noktada odaklandı. Cami imamı İdris Hasan 3 ayla en çok cezaya çarptırılan kişi oldu.
Bu önemli davayı TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Manisa Milletvekili Hüseyin Akgül, Muğla Milletvekili Tunay Dikmen, Hatay Milletvekili M. Nuri Tarhan, Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Sakarya
Milletvekili Nezir Aydın ve uzman Ercan Durdular da izlediler.
Koyunköy Camii davasında şahitler sırasıyla özet olarak şunları söylediler:
Hüseyin Bandak - Eski Koyunköy Nahiye Başkanı:
"1996 yılında cami inşaatı için izin verilmiştir. Caminin minare boyu da, verilen izinde 18 metre olarak belirtilmektedir. Daha sonra inşaat durdurulmuştur. Zamanın bazı yetkili kişileri, seçimlerin de olması sebebiyle sözlü olarak izin vermişlerdir."
Mehmet Emin Ağa - İskeçe Seçilmiş Müftüsü:
"97 yılından bu yana, izinsiz olarak toplam 70 civarında kilise inşa edilmiştir. Oysa bizler azınlık tarihimizde bu kadar cami yapamadık. Lozan Antlaşması’na göre dini özerkliğimiz vardır. Gerçekte cami yapmak için izin bile almaya gerek yoktur. Sorun cami inşaatı olmayıp minarenin 18 metre olmasıdır...”
Ahmet Faikoğlu'da yukarıdakilere benzer sözler söyledi ve suçluların dinlenmesine geçildi.
İdris Hasan-Koyunköy Camil İmamı:
"....Bütün sorun minarenin 18 metre yükseklikte olmasından kaynaklanmaktadır...”
Kararın açıklanmasından sonra, TBMM Insan Hakları Komisyonu Heyeti mahkeme salonunda aşağıdaki açıklamayı yaptı:
"Bu mahkemede TBMM Insan Hakları Komisyonu olarak bulunduk. Türkiye Cumhuriyeti ile Yunanistan arasında ikili anlaşmalar ve uluslararası anlaşmalardan doğan hakların burada ihlali olup olmadığını görmek istedik. Söz konusu mahkeme hakkında daha önceden bilgimiz vardı. Burada mahkeme safahatının, mahkemeyi baştan sona izleme imkanı bulduk. Şimdi de ilgili köye gidip inşaatı göreceğiz ve raporumuzu ona göre tanzim edeceğiz.
Mahkeme çıkışında heyet üyeleri, İskeçe Türk Birliği'ni ziyaret etti. İskeçe Türk Birliği Başkanı sayın Sabriye Kasım misafirlere hitaben şunları söyledi:
"Yıllardır sizlerin gölgesinde bu güne kadar ayakta kalabilmenin mutluluğunu yaşayan bir kişiyim. İskeçe Türk Birliği, kültürel sosyal faaliyetler içeren bir kurumumuzdur. 1927 yılında merhum Mehmet Hilmi tarafından kurulmuştur. Bu güne kadar bütün faaliyetlerini içerde ve dışarda sürdürmeye devam etmektedir. 1983'lü yıllarda o dönemin valisi tarafından, tabelasında Türk sözcüğü bulunması nedeniyle kapatılmaya gidilmiştir, fakat uzun süre, 1996'lara kadar askıda kalmıştır. Mahkemeler neticesinde istinafla Yargıtay’a gitmiştir. Fakat sizlere burada çok güzel bir haberi de vermek istiyorum. Yargıtayın almış olduğu bir karar üzerine İskeçe Türk Birliği istinaf mahkemesi, Trakya Mahkemesi'ne sevk edilmiştir. Adalet bir gün tecelli edecektir. Buna inanmaktayız. Geleceğin hepimiz için hayırlı uğurlu olacağına inanıyorum. Ayrıca her iki devletin arasında sizlerin de büyük bir köprü oluşturduğuna inanmaktayım.
Bizlerde bu temellerin üzerine taşları koymaya devam edeceğiz. Dostluk yanlısıyız, kardeşlik yanlısıyız, gönlümüz sevgi dolu, dostluk dolu. Bu birlik zaten; dostluk, sevgi ve kardeşlik temelleri üzerine kurulmuştur.
Ben, sizlere ve değerli konsolosumuza herkesin huzurunda teşekkür ediyorum. Sizleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Her zaman gönüllerimiz ve kapılarımız sizlere açıktır. Herzaman sizleri burada bekliyoruz. Sizlerle olmak, bizler için büyük bir gurur kaynağı.
Hepinize teşekkür ediyorum. Sağolun varolun. Çok duyguluyum."
İskeçe Türk Birliği Başkanı sayın Sabriye Kasım'ın bu duygu yüklü sözlerinden sonra komisyon başkanı söz aldı ve şunları söyledi:
"Sayın başkanım değerli meslektaşlarımız ve değerli kardeşlerimiz. Sizin aranızda sadece mahkemeler için değil, zaman zaman misafir olarak da geldik. Bunun dışında sizlerle de, özellikle Mayıs ayı içinde Ankara'da bir araya gelmenin, Batı Trakya Türklüğünün meselelerini en ince noktasına kadar irdeleyip bir çözüm arayışına girmenin mutluluğunu hep birlikte yaşadık. TBMM çatısı altında Batı Trakya'yı temsilen güzide insanların orada bulunması Batı Trakya Türklüğü ile Türkiye Cumhuriyeti'nin kucaklaşması ve kendi meselelerine çözüm araması kadar güzel bir şeyin dile getirilmesi herhalde son yıllarda kolay kolar mümkün olmayan hadiselerdi. Şimdi de buraya 25'nci defa, bu mahkemelerle ilgili, bizim komisyonumuz daha önceden 24 kere gelmiş, biz 25'nci defa geliyoruz. Bir de 15 Ocak 2001'de bir mahkeme de Larisa'da var, herhalde onun için de geleceğiz. Elbette, mahkemede gözlemci olarak bulunmaktan ziyade, bizim, sizin yalnız olmadığınız imajını buraya duyurmak daha faydalı olduğu kanaatiyle buraya geldik......Sizin yanınızdayız, Türkiye Cumhuriyeti Batı Trakya Türkleri'nin Batı Trakya'daki, Azınlıktaki kardeşlerimizin Lozan Ahdi ile uluslar arası anlaşmalarla tanınan haklarını, insan haklanını ve yurttaşlık haklarının destekçisidir takipçisidir imajıyla birlikte birlikte, yanyana durmanın ortaya koyacağı güzelliği sergilemektir. Bu bakımdan sizlerle olmaktan biz bahtiyarız, hepinize teşekkür ederiz.
Heyet daha sonra, olayın yaşandığı Koyunköy'e, hareket etti. Amaç ise cami ve minare inşaatını yerinde görmekti. Koyunköy camisine varıldığında, günlerden de Cuma olması sebebiyle, halk namaz sonrası camiden ayrılmamış ve gelecek olan heyeti bekliyordu.
Heyet üyeleri camiye girer girmez tekbir sesleri işitildi ve bu sesler bir süre devam etti.
Hakikaten duygusal ve etkileyici bir karşılamaydı. Camideki kısa konuşmalardan sonra, suç konusu kalorifer odası, bizzat heyet başkanı tarafından da görüldü. Heyet bu arada inşaatı yarım kalan minareyi ve hemen karşısındaki kilisenin çan kulesini de dikkatlice inceledi.
Heyet başkanı daha sonra, konuyla ilgili aşağıdaki açıklamayı yaptı:
"Mahkemenin safahatını iyice takip ettiğiniz zaman, herşey hukuki boyutta cereyan ediyor. Yani şahitler
dinleniyor, avukatlar dinleniyor, hukuki boyut cereyan ediyor. Ancak, işin içeriği mahkemeye veriliş nedeninde belirli siyasi boyut var. O da nedir, burada ibadet hürriyetinin engellenmesi var, caminin yapılması var. Dikkat ederseniz, bize intikal eden bilgilere göre ilk ruhsatta 18 metre, ancak hesaplanamamış 18 metre. 18 metre olduğu zaman şu karşıdaki çan kulesini geçeceği ifade ediliyor. Dolayısıyla daha sonra 12 metreye indirilmiştir. Mahkemenin esas içeriğindeki konu bu. Bu da bizim Lozan Antlaşması'na göre yapılmış olan, iki azınlığın haklarını koruyacak olan inanç hürriyetini burada bir nevi çiğnenmesini tespit etmiş görüyoruz. Arkadaşlarımıza da bu değerlendirmeyi tekrar yapacağız.
TBMM İnsan Hakları Komisyonu heyetine mahkeme, İskeçe Türk Birliği ve Koyunköy ziyaretlerinde, T.C Gümülcine Başkonsolosu Sayın Munis Dirik, Milletvekili Galip Galip, Seçilmiş Müftüler İbrahim Şerif ve Mehmet Emin Ağa, eski milletvekilleri Birol Akifoğlu, Ahmet Faikoğlu, dernek başkanları, azınlık basın mensupları ve kalabalık bir halk topluluğu eşlik etti. Mahkemenin savunma avukatı ise Hüseyin Ağa idi.
Rodop Rüzgarı gazetesi, 19 Aralık 2000/50
