Gümülcine, 12.01.2025
Son zamanlarda bazı sosyal medya organlarında “Trampvari” görüşler yayılmaya devam ediyor. Belli ki Türkiye’nin Suriye’de diplomatik başarılar kazanması hazmedilememekte ve bazı paranoyakları ulaşılamayacak hayallerin peşinde koşmaya itmektedir.
“Hür İstanbul” gibi gerçek dışı bir hayalin peşinde koşmak ve bunları sosyal medyada yayımlamak, belli ki bazı insanlara da ilham kaynağı olmuşa benziyor. Bazılarının yapay zekayı da kullanarak minaresiz Ayasofya’nın kubbesinde Yunan bayraklı paylaşımları kol gezmektedir. Bunlar daha da ileri giderek boğazların Türkiye’nin egemenliğinde olmadığını ve sadece bir işletmeci olduğu teranelerini ısrarla ortalıkta dolaştırmaktadırlar.
Dünyadaki özgür ülkeler, İstanbul 'un yanısıra İzmir’i de özgür hale getirmeliler, cümlesi ise bu tür insanların dünya gerçeklerini kendi kafa taslarına göre yorumlamaya çalışanlar olduklarını kanıtlamaktadır.
Yaptıkları yorumların nereye varacağını kestiremeyen bu kişiler, ayrıca Amerikalılar ile Avrupalıların İstanbul'daki konsolosluklarını bağımsız hale getirmelerini de istemektedirler.
Başka bir büyük bir yalan ise Türkiye'deki Kürtlerin İstanbul’un özgürleştirilmesini ve Yunan egemenliği altına girmelerine dairdir ki bu kadar da hayale ne denir ki! İstanbul'un ne zaman özgür hale getirildiğini bilmeyen yoktur. Gerisi çok değersiz laf kalabalıdır.
Oysa bu zavallılar, Türkiye’nin Suriye’nin alt yapısını geliştirmeye yönelik yaptığı yatırımları görmezlikten gelmektedirler.
Yine Suriye’ye bu güne kadar yapılan binlerce tırlık yardımı da bunlar görmek istememektedirler.
Gazze’de İsrail tarafından katledilen 50 binden fazla insanın önünde ise sessiz kalmaktadırlar ki bunların çoğunluğu çocuk ve kadınlardan oluşmaktadır.
Bu zavallılar İstanbul’daki konsoloslukların bağımsız hale getirilmesini isterken, sanki bir işgalin ön ayak seslerini bir yerlere göndermektedirler.
Yine Türkiye’deki boğazların Türkiye’nin egemenliğinde olmadığını ve sadece bir işletmeci olduğunu savunmak ise antlaşma, anlaşma ve egemenlik konularında gerçek dışı çok sığ bilgilere sahip olduklarını göstermektedir.
Kürtlere gelince. Burada söylenenler de tamamen yalandır ve hayal ürünü olup yazılanlara dikkat çekmeye yönleliktir. Bugün Türkiye'de yaşayan ve hangi görüşten olursa olsun, hiç bir Kürdün Yunan egemenliği isteyebileceğini düşünemiyoruz; çünkü tüm ticari, sosyal ve siyasi faaliyetlerden eşit birer Türkiye vatandaşı gibi faydalanmaktadırlar; milletvekili, bakan ve hatta cumhurbaşkanı bile olabilmektedirler.
Hayallerin sınırını aşanlara sosyal medyada dolaşan aşağıdaki örnek cevap niteliğindedir:
1920 yılında Azerbaycan Parlamentosu Milletvekili Ali Haydar Karayev, Karabağ'ın Ermenilere verilmesini teklif eder. Milletvekili Neriman Nerimanov şöyle cevap verir:
"Ali Haydar! Karabağ senin g.tün değildir her gelene veresin!" Zannediyorum bu örnek şimdiki hayalperestlere bir cevaptır.
ÜTOPİK HAYALLERİN SONU HEP AYNI NOKTAYA ÇIKAR ; HAYAL KIRIKLIĞI , HÜSRAN , KÂBUS ...
