"Müslümanların Karşılaştıkları İnsan Hakları İhlalleri" semineri İstanbul'da yapıldı

    reklam desktop 1

    Previous Next

    "Müslümanların Karşılaştıkları İnsan Hakları İhlalleri" semineri İstanbul'da yapıldı

    Gümülcine, 16.02.2022

    - Dışişleri Bakan Mevlüt Çavuşoğlu:
    - "Tüm dünyada Müslümanların hak ve hukukunu savunmak için birlikte yapmamız gereken çok iş var. Kardeşlerimize destek için bütün Müslüman ülkelere sorumluluk düşüyor"
    - TBMM Başkanı Mustafa Şentop:
    - "Son 20 yılda en yaygın ırkçılık biçimlerinden biri haline gelen İslam düşmanlığının tezahürlerine, bütün coğrafyalarda kamuda ve devlette sosyal ve geleneksel medyadan akademiye, uluslararası kuruluşlardan yargı organlarına kadar bütün mecralarda şahit oluyoruz"

    İSTANBUL (AA) - Dışişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Bağımsız Daimi İnsan Hakları Komisyonu iş birliği ile düzenlenen "Müslümanların ve Azınlıkların Karşılaştıkları İnsan Hakları İhlalleri" konulu seminer İstanbul'da bir otelde gerçekleştirildi.

    Seminere video mesajla katılan Dışişleri Bakan Mevlüt Çavuşoğlu, tüm dünyada ve özellikle Avrupa'da popülist söylemin Müslümanlara karşı şiddeti körüklediğini söyledi.

    Bazı Avrupa ülkelerinde buna yönelik yasal adımların atılmaya başlandığını kaydeden Çavuşoğlu, "Bu adımlar ve kullanılan siyasi dil İslam düşmanlığını adeta meşrulaştırıyor. Batı düşüncesi toplumun ilerlemesinin rekabette ve çatışmada gören bir anlayış. Sömürgecilik ırklar arasında çatışmayı, Marksizm sınıflar arasında çatışmayı, aşırı milliyetçilik milletler arasında çatışmayı, Huntington'ın tezi ise adı üstünde medeniyetler arasında çatışmayı öne çıkarıyor. Bizim medeniyetimiz ise uyumun, saygının ve dayanışmanın altını çiziyor." diye konuştu.

    Çavuşoğlu, birçok Avrupa şehrinde cami inşa etmenin veya mevcut camileri açık tutmanın ciddi mesele haline geldiğini kaydederek şöyle devam etti:

    "15 Mart 2019'da Yeni Zelanda'da Christchurch saldırısı Müslümanların dünyanın hiçbir yerinde güvende olmadıklarını gösterdi. Bu tarihin İİT Dışişleri Bakanları tarafından 2020'de Uluslararası İslamofobi ile Mücadele Günü olarak belirlenmesi önemli bir adım. Benzer bir kararın Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunda kabul edilmesi için hep birlikte çalışmaya devam etmeliyiz. Müslümanların sesini duyurmayı amaçlayan birçok uluslararası mekanizmaya Türkiye olarak öncülük ettik."

    Dünyadaki İslam düşmanlığı vakalarını yakından takip ettiklerini ve bunları yıllık raporlar halinde yayımlayacaklarını aktaran Çavuşoğlu şu ifadeleri kullandı:

    "Tüm dünyada Müslümanların hak ve hukukunu savunmak için birlikte yapmamız gereken çok iş var. Kardeşlerimize destek için bütün Müslüman ülkelere sorumluluk düşüyor. Özellikle Kıbrıs Türklerinin tecrit edilmesi ve Yunanistan'daki Türk azınlığın temel insan haklarından mahrum bırakılması gibi sorunlara birlikte çözüm aramamız gerekiyor. Elbette bunların yanında Uygur Türkleri, Arakan Müslümanları ve dünyanın her bölgesinde sıkıntı yaşayan tüm Müslüman kardeşlerimizin haklarının korunması büyük önem taşır."

    Ayrıca Çavuşoğlu, işgal altındaki topraklarda yaşayan Filistinlilerin sıkıntılarını dünya gündeminde tutmaya da devam edeceklerinin altını çizerek Türkiye'nin İİT zirve dönem başkanlığında Kudüs'ün statüsü ve Filistinli sivillerin korunması çabalarına öncülük ettiğini ve BM'de önemli adımlar attıklarını söyledi.

    - "Son 20 yılda tüm mecralarda Müslüman düşmanlığına şahit oluyoruz"

    TBMM Başkanı Mustafa Şentop da seminer için gönderdiği video mesajında, dünyada İslam düşmanlığı, yabancı karşıtlığı ve ırkçılığın giderek yükseldiğini belirtti.

    Müslüman düşmanlığının devlet politikaları haline dönüştüğünü ifade eden Şentop, "Son 20 yılda en yaygın ırkçılık biçimlerinden biri haline gelen İslam düşmanlığının tezahürlerine, bütün coğrafyalarda kamuda ve devlette sosyal ve geleneksel medyadan akademiye, uluslararası kuruluşlardan yargı organlarına kadar bütün mecralarda şahit oluyoruz. Unutulmamalıdır ki insanların dinini ya da inancını ifade etme özgürlüğü en temel insan haklarından biridir ve fertlerin temel hak ve özgürlüklerinin garanti altına alınması hukuk devletinin en öncelikli vasfı ve vazifesidir." dedi.

    Yunanistan'ın Batı Trakya'daki Müslüman Türk azınlığa yönelik uygulamalarına dikkati çeken Şentop, İİT üyesi ülkelerin Atina'ya karşı güçlü tepki ortaya koyması gerektiğini vurguladı.

    - "Global ve siyasi bir liderliğe ihtiyaç var"

    Bağımsız Daimi İnsan Hakları Komisyonu Dönem Başkanı ve Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Hacı Ali Açıkgül, Filistinlilerin bağımsız devlet olma hakkının İsrail tarafından engellendiğini belirterek ayrılıkçı politikalarla bütün uluslararası hukukun hiçe sayıldığını ifade etti.

    Milyonlarca kadın, çocuk ve mültecinin insan hakları ihlallerinden etkilendiğini söyleyen Açıkgül, "Müslümanlar dünyanın birçok yerinde siyası, kültürel, sosyal ve eğitim alanında ayırımcılığa maruz kalıyorlar. Müslümanlara yönelik politikalar hem bireysel hem de toplumsal ölçekte cereyan ediyor. Bu tür tavırlar doğal olarak düşmanlığı ve şiddeti artırmaktadır." dedi.

    Açıkgül, ayrımcılığın ortadan kaldırılması için kapsamlı medeniyetler ortaklığına ihtiyaç olduğunu dile getirerek şöyle devam etti:

    "Ön yargıların üstesinden gelmek için daha uzlaşıcı bir toplumun oluşturulması için uluslararası toplumun adalet ve eşitlik gibi değerleri gündeme getirmesi lazım. Biz din, ırk ve kültür bazlı çeşitliliğe inanıyoruz ve insan haklarını korumak ve savunmak için Filistin'de, Keşmir'de ve diğer ülkelerdeki ihlallere karşı mücadele etmek için çalışıyoruz. Eğer insan hakları konusunda toplumsal farkındalık yaratabilirsek Müslümanlara yönelik hak ihlallerini de karşılıklı bir kardeşlik ekseninde çözebiliriz."

    - "Müslümanları çok kolay bir hedef olarak görüyorlar”

    Filistin Dışişleri Bakan Yardımcısı Ammar Hicazi, Müslümanların dünyanın birçok yerinde ayrımcılığa, tehcire ve nefret söylemlerinden kaynaklı saldırılara maruz kaldığını belirterek bunu kınamakla yetinilemeyeceğini, nedenlerinin sorgulanması gerektiğini dile getirdi.

    Müslümanların sorunlarının çözümü için birlikte hareket etmek yerine diğer uluslararası örgütlerden çözüm bulmaya çalışıldığına dikkati çeken Hicazi, "Şu soruyu özellikle sormak istiyorum neden İİT ülkeleri bu sorunu çözmek, kardeşlerine yardım etmek için ortak bir duruş ortaya koymuyor." dedi.

    - "İnsan hakları maalesef Müslümanlar söz konusu olunca göz ardı ediliyor"

    Adalet Bakan Yardımcısı Yakup Moğul, insanların doğuştan gelen temel hak ve özgürlüklerinin dokunulmaz olduğunu vurgulayarak "İnsan hakları tüm dünyada büyük sınavlardan geçiyor. İnsan hakları alanında yaşanan bu zorluklar daha ziyade Müslümanlar tarafından hissedilmektedir. İnsan hakları standartları maalesef Müslümanlar söz konusu olunca göz ardı ediliyor." diye konuştu.

    Moğul, Kudüs'ten Arakan'a, Sudan'dan Batı Trakya'ya, Yemen'den Libya'ya kadar birçok coğrafyada Müslümanların ağır insan hakları ihlalleri ile karşı karşıya kaldığını söyledi.

    Dünya genelinde olduğu gibi Avrupa'da da Müslümanlara yönelik ayrımcılık ve nefret söyleminin arttığına değinen Moğul şu ifadeleri kullandı:

    "Peygamberimizin karikatürlerinin yayımlanması, kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'in yakılması, Müslüman kadınların giyimlerine yönelik kısıtlamalar, cami ve Müslüman mezarlıklarına yönelik saldırılar girerek artmaktadır. 35 milyon Müslüman'ın yaşadığı bu kıtada Müslümanlara yönelik insan hakları ihlalleri kesinlikle kabul edilemez. Zira hangi gruba, dine, milliyete, ırka sahip olunduğuna bakılmaksızın nefret söylemine genel tavır takınılması ve tepki gösterilmesi gerektiğine inanıyoruz."

    Son günlerde Yunanistan tarafından Batı Trakyalı Türklere yönelik ihlallere de değinen Moğul, Avrupa İnsan hakları Mahkemesinin bu ihlallere sessiz kaldığını belirtti.

    Moğul, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne yönelik ambargolara da dikkati çekerek İİT'nin KKTC ile iş birliğini de gündemine taşıması gerektiğini söyledi.

     

     

    Please publish modules in offcanvas position.